Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Welcome to cenk's website!

web site kurulumu



Sunuş 4
Bölüm I: İnşaata Başlamadan Önceki İşler 10
Internet Nasıl Çalışır? 10
Internet'e Çıkmak 22
1. Kendi Web Server'ınızı Oluşturmak: 23
Kapasite Planlaması 28
Bilgisayar 30
Bağlantı 33
Modem 34
ISDN 35
Frame Relay 36
Kiralık Hat 37
2. Bir Web Sitesinde Ücretsiz Sayfa 37
3. Cybermall 38
4. Web mağazaları 39
5. Web Evsahibi Şirketler 39
Dizin Şeklinde Web Sitesi 41
Alt-domain Şeklinde Web Sitesi 41
Sanal Web Sitesi 42
Sadece İsimden İbaret Web Sitesi 43
Bölüm II: İnşaata Hazırlık 44
Evsahibi Seçmenin İlkeleri 44
Microsoft FrontPage Server Extensions Var mı? 44
Evsahibinin Server'ı NT ortamında mı Çalışıyor? 46
Evsahibiniz Size Ne Kadar Sabit Disk Alanı Veriyor? 47
Trafik Ücretleri 48
Kaç Elektronik Posta Hesabı Açabilirsiniz? 48
Elektronik Postaları Yönlendirebilir Misiniz? 49
FTP Bağlantınız ve FTP Siteniz Olacak Mı? 50
Elektronik Ticaretin Gerekleri Var Mı? 51
CGI Programları Çalıştırabilir Misiniz? 51
Veri Tabanı Programı Kullanabilir Misiniz? 52
Java ve RealAudio Var Mı? 53
Evsahibini Daha Yakından Tanımak İçin 53
Traceroute 54
Evsahibinin Hattı 58
İnternet Sitenizin Adı 59
Internet Sitenize Alan Seçme 61
Internet Sitenizin Tescili 63
Bölüm III: Web Sitesi Tasarımı 66
Site Yönetim ve HTML Yazma Programları 67
Sitenizin Etkinliği 70
Hayatınızın Gerçeği: İki Browser 73
FrontPage ile Web Sitesi İnşaatı 76
İçeriği Derleme 77
İçeriği Sayfalara Geçirme 80
Web Sitenizin Yönetimi 82
FrontPage'in Özel Unsurları (Components) 83
FrontPage'in Form Unsurları 84
Tavsiyeler 86
Davranış Kuralları 88
Görsel Zincir 89
Ekranın coğrafyası 92
Web’de Sayfa Düzeni 95
Renk 95
Ölçüler 96
Sütun 96
Çerçeve 97
Grafiklere konulacak bağlantı komutları (map’ler) 98
Metin Biçimlerdirme 98
Form 99
ALT 100
META ETİKETLER 100
Türkçe.. Türkçe.. Türkçe.. 101
Ek 1 Özel Internet: Intranet 101
Önce Ağ 103
Intranet'in Yararları 109
Internet'te Ticaret 111


Bir Web Sitesi Kuralım
Sunuş
HTML kitapçığımızı okuduktan sonra, İnternet'te bir site sahibi olmak isteyeceğinizi biliyorduk. Zaten HTML öğrenmeden önce de Web'de bir sayfanız olmasını istiyordunuz mutlaka. Başkalarının Web'de yaptıklarına bakıyorsunuz; sizin dünyaya söyleyecek daha çok şeyiniz var, ama bir Web siteniz yok.
Büyük bir ihtimalle, Web'de "bulunmanın" çok pahalı ve çok zor olduğunu düşünüyorsunuz. Sonra diğerlerinin sayfalarına bakıyorsunuz; bu işin bu kadar da zor olmaması gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama bir türlü nereden başlayacağınızı kestiremiyorsunuz. Sonra öyle sorularınız var ki, bir türlü kime ve nasıl sorulacağını bilmiyorsunuz.
O zaman tam yerine gelmiş bulunuyorsunuz; bu kitapçığı bitirdiğinizde Web siteniz için gerekli temel bilgileri edinmiş, bütün sorunularınızın olmasa bile çoğu sorunuzun cevabını bulmuş olacaksınız.
Fakat daha ileri gitmeden, kendi kendinize iki soru sormanız gerekiyor: Birinci soru: Neden Web sitesi sahibi olmak istiyorum?
Bu soruya açık-seçik ve kendi kendinizi kandırmadan yanıt veremiyorsanız, Web sitesi kurmanın size yarardan çok zarar getirmesi mümkün. Çoğu kimse, Bugün Internet'te yaptığı satışlarla 20 milyon Dolar'dan fazla hasılata ulaşan CDnow firmasının bir kaç kardeş tarafından babalarının evinin bodrum katında kurulduğuna ilişkin, tabir yerinde ise modern peri masallarını okuya-dinleye, Internet'in taşı-toprağı altın sanıyor. Hiç de öyle değil. Internet'in kısa tarihi, başarı öyküleriyle olduğu kadar, başarısızlık ve çöpe atılmış milyonların işe yaramayan faturaları ile de dolu. Web sitesi size ne kazandıracak? Web'de ne yapmak istiyorsunuz? Bu, başka türlü yapılamaz mı? Bu sorulara samimiyetle kendi kendinize verdiğiniz yanıtlar size Web sitesi sahibi olmaya ikna ediyorsa, o zaman kolunuza kuvvet! Bu kitapçıkla size başlangıç için yardım etmekten mutlu olacağız. Cevaplarınız kendi kendinizi bile ikna etmiyorsa, belki Web alanı oluşturma konusunda bu kitapçıkla ve evinizdeki bilgisayarla edineceğiniz deneyim, size başkalarının Web sitelerini yaparak para kazanma veya ikinci bir gelir kapısı açabilir.
Kurmayı düşündüğünüz veya ilerde düşüneceğiniz Web alanı, kişisel olabilir, bir firma için olabilir. Kişisel derken, bizzat sizin özel alanınızdan tutun, bir ya da iki ortaklı, sizden ve diğer ortaktan başka iki ya da üç kişinin çalıştığı tek iş yerine sahip bir küçük işletmi kastediyoruz. Bu tanımın dışında kalan her iş yerini "kişisel" tanımının dışında tutmalıyız. Web alanınız kişisel olmayacaksa, ikinci soru, iş yerinizde şu anda bir yerel alan ağı olup, olmadığı. Şirketinize ait işyerlerinde birden fazla bilgisayar var ve bu bilgisayarlar arasında ağ yoksa, Internet işini şimdilik bir kenara bırakın ve derhal bir yerel alan ağı kurarak, bu bilgisayarları birbirine bağlayın. Bunu yaparken, firmanızın Internet'in gerektirdiği modern yapıya kavuşmuş olmasını sağlayacaksınız. Internet sadece "getiren" bir araç değil; Internet aynı zamanda "talep eden" bir teknoloji. Internet'in sağlayabileceği imkanlardan yararlanabilmek için önce Internet'in gerektirdiği imkanlara sahip olmanız gerekir. Günümüzde sadece Internet değil, fakat her türlü büro otomasyonu bilgisayara dayanıyor; bir işyerinde blgisayarın faydasını görebilmek için otomasyonun temel kurallarının uygulanmış olması gerekir. Büro otomasyonu, örneğin, bir kişinin yaptığı işin bir başka kişi tarafından tekrarlanmaması; mekanize hale gelmiş hiç bir sürecin insanın katılımına ihtiyaç duymaması ilkelerine dayanıyor. Diyelim ki, Internet'i elektronik satış için istiyorsunuz. Peki, Internet'le elektronik olarak gelecek ve kredi kartına dayanan siparişlerde kredi kartının geçerli olup olmadığını doğrulatma işini nasıl yapacaksınız? Kredi kartı firmasının size verdiği telefonlu doğrulatma sistemi ile? Yani, bir taraftan dünyanın en hızlı teknolojisi ile sipariş alacaksınız, diğer tarafta insan unsurunu işin içine sokacaksınız! Oysa müşterileriniz elektronik ticaret yolunu hızlı olsun diye seçmişlerdi. Oysa kredi kartının doğrulatılması, müşteri henüz sizin alanınızda iken yapılmalı ve diyelim ki kredi kartının bir numarasını yanlış yazdı ise, ne o siparişinden olmalı, ne de siz satışınızdan. Dolayısıyla, düşündüğünüz Web alanı kişisel değilse, ağlar-arası ağ hevesini biraz erteleyip, önce bir ağ'a sahip olmaya bakın.
Web'de alan sahibi olmak.. Web sitesi kurmak! Bu sözleri duyanlarda iki tür tepki görebilirsiniz. Birinci gruba, "Yahu bu iş o kadar kolay mı? Bunun için milyonlar lazım!" diyenler giriyor. İkinci grupta ise, ezeli iyimserler ve herşeyi kolay sananlar var.
Tabiatıyla, doğru olan, bu ikisinin ortası. Internet'in World Wide Web kesiminde bir sayfa sahibi olmak son derece kolay. İnternet Servis Sunucu'nuzu arayın; büyük bir ihtimalle Web sayfalarına ev sahipliği de yapan bu firma (kendisi Web sayfalarına ev sahipliği yapmıyorsa, yapan birini tanıyor olmalıdır) sizi sadece Internet'te--üstelik bedava!--sayfa sahibi yapmakla kalmayacak, belki de bu siteye koyacağınız sayfaları da sizin için tasarlayıverecektir. Bir de Microsoft FrontPage yazılımı edindiniz mi, bu ilk sayfaları istediğiniz gibi güncelleştirebilirsiniz.
Bu senaryoyu uygulamadan önce bir noktaya dikkat edin: Oluşturulacak Web alanı gerçi sizin vereceğiniz bir ismi taşıyacaktır, ama hiç bir zaman sizin olmayacaktır. Sayfalarınız başka birinin bilgisayarında duracak, sayfalarınız ve siz gerçek ev sahibinin kurallarına uymak zorunda kalacaksınız. Bu kişi ya da firmanın bilgisayarları ile Internet'in bağlantısı kesildiği zaman, sizin sayfanızın da İnternet ile bağı kesilecektir. Sayfalarınızın büyüklüğü ve ziyaretçilerinizin bu sayfalarda yapabileceği şeyler, ev sahibi kişi ya da firma tarafından belirlenecektir. Giderek artan bir oranda, esasta bu yönteme dayanan fakat çok daha elverişli Web evsahipliği türleri ortaya çıkmaya başladı. Bunları ayrıntılı olarak ele alacağız.
İkinci yöntem ise, bu iş için bir bilgisayar ayırıp, Web sitenizi bu bilgisayarda oluşturup, sonra bu bilgisayarı gerçek İnternet'e doğrudan bağlamaktır. Bu yola giderseniz, sadece başkasının kurallarına bağlı kalmadan Internet'te varlık sahibi olmakla kalmazsınız, aynı zamanda siz kendiniz bir süre sonra başkalarının Web sitelerine ev sahipliği yapabilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki Web Sitesi kurmakla, bir bilgisayarda Web Server kurmak, aynı amaca hizmet etmekle birlikte birbirinden tamamen ayrı şeylerdir. Bilgisayarınızda Windows işletme sistemini kurmakla Web Server kurmak arasında ciddi farklar vardır. Unutmayın, Microsoft'un Web Server programının kullanım kılavuzu 900 sayfa!
Birinci yolu kişiler, ikinci yolu firmalar izlemelidir. Tabii meraklı ve ilerde "Webcilik" yapmaya hazırlanan bir kişi ikinci yolu izleyebileceği gibi, küçük bir firma da birinci yolu izleyerek, sayfalarını bu işi yapan bir kuruluşa emanet edebilir. Bu kitapçıkta, kendi Web sitesi oluşturma yolunu ele alacağız. Fakat kısaca Web Server oluşturmanın yollarından da söz edeceğiz. Ama dediğimiz gibi, Web Server oluşturmak, Internet'e bağlamak, Server'daki programları her an işler vaziyette tutmak 365 gün 24 saatlik bir iştir, ve sürekli para harcamaya dayanır.
İşin "para" tarafına da değinelim. Kısa bir süre önce bir firmanın Web alanı planlama grubunda danışman olarak bulunuyordum. Firmanın temsilcilerinden biri, bir sabah toplantı henüz tam olarak başlamadan önce Web sitesi oluşturma yolları üzerine bir çok kitap yazmış olan Peter Kent'in Poor Richard's Web Site (Yoksul Richard'ın Web Alanı) adlı kitabı aldığını ve ilk bir kaç sayfayı okuduğunu söyledi. Bu kitabı yayınlayan yayınevi, bilgisayar alanına yeni girmekle birlikte, "Poor Richard" dizisinde, eskiden beri evinin bahçesinde sebzecilik yapmaktan tutun, evin bir odasında radyo tamirliğine kadar, fazla para harcamadan ve büyük yatırımlar yapmadan, ikinci bir meslek edinmenin yollarını anlatan kitaplar yayınlardı. Internet sitesi için oldukça büyük bir bütçe ayırmış olan firma temsilcisinin "Yoksul Richard" yöntemiyle Web alanı oluşturmaya kalkışmasının hiç de hayra alamet olmadığını sezenler yöneticinin kitapta ne ile ilgilendiğini öğrenmek için, adeta nefeslerini tutarak beklemeye başladılar. Peter Kent kitabında, Coca Cola firmasının Internet sitesine muhtemelen çok para döktüğünü, ama aynı işin ayda 50 Dolar'a yapılabileceğini yazıyormuş! Tabiî, firma temsilcisinin o ana kadar yapılan bütün planları bir kenara bırakıp, daha "ucuz" bir site yapılmasında israr etmeye başladığını, ve sonuç itibariyle projenin tümüyle şekil değiştirdiğini tahmin edebiliyorsunuz. Ee, koskoca kitapta "Bu iş 50 Dolar'a olur!" diyorsa, neden yüzbinlerce Dolar harcamalı? Firma, altı-yedi ay "ucuz yol" denemesinden ve Internet'te beklediğini bulamamanının acı sonucunu tattıktan sonra eski projeye geri döndü; herşey yeniden yapıldı, ve Internet'te site sahibi olmaktan ne bekliyorlarsa, ona kavuştular. Aradan aylar geçti ve bir başka vesile ile aynı kişiyle yeniden karşı karşıya geldik. Bu kez, o da, ben de bir çocuk hastalıkları araştırma hastanesi için bilinç ve bağış düzeyini arttırmayı öngören Web alanı projesine gönüllü olarak katılıyorduk. Firma temsilcisi kişi, grubu daha büyük bilgisayarlar, daha hızlı bağlantı, daha çok araç-gereç gerektiğine iknaa çalışıyordu. Sonunda ortaya gerçekten ayda 50 Dolar'a işleyen (satın alanın bilgisayarın taksidi dahil!) bir Web alanı çıkarttık. Firma yöneticisi proje bittiğinde 50 Dolarlık site ile 50 bin Dolarlık siteyi ve bunlara kimlerin sahip olması gerektiğini birbirinden ayırmayı, biz de onun ne kadar cömert, toplumuna hizmetten zevk alan özverili bir kişi olduğunu öğrenmiştik! Bu hikayenin kıssası şu: Web sitenize gerektiği kadar yatırım yapmazsanız, beklediğiniz sonucu alamazsınız!
Web alanı, herşeyden önce donanım demektir. Ama iş donanımla bitmez. Bir lise öğrencisinin harçlığından tasarruf ettiği paralarla kurduğu kişisel Web sitesi, Web alanında müşterilerine ücretsiz sayfa imkanı veren bir Internet Servis Sunucu şirketin bilgisayarında durabilir. Ulaşabilmek için neredeyse 256 karakterlik bir adres yazmanız gereken (örneğin, http://www.webevsahibifirma.com/bedavasayfalar/alininsayfası.html) bu sayfada gördüğünüz bilgileri alıp, şirketinizin geleceğini belirleyen tahmin tablolarında kullanmazsınız. Ama bir bankanın kolayca ulaşılabilen (örneğin, http://www.büyükbank.com) Web alanındaki bilgilerin tümünün defalarca denetlenmiş olduğuna inanırsınız. Bu karşılaştırma size donanım kadar içeriği hazırlayacak uzman ekibin de önem taşıdığını gösteriyor. Liseli arkadaş Web alanına koyacağı bilgileri başka kaynaklardan doğrulayacak bir editör tutmayacaktır; ama bir bankanın Web ekibinde her halde birden fazla editör çalışıyor olmalı!
Internet'te alan sahibi olmak, Web sayfası oluşturmak, veya Web sitesi kurmak, iki ayrı grup işten oluşur: İçeriği oluşturmak ve bunu Internet'te başkalarına açmak. Gazete veya dergi çıkarmak gibi. Matbaayı kurmadan (veya başka bir matbaacıyla anlaşma yapmadan) ve baskıya başlamadan önce gazete veya dergiden ne yayınlayacağınıza ve bunları nasıl bir araya getireceğinize karar vermeniz gerekir. Ortada yazılar, fotoğraflar, reklamlar, vb., olmadan gazete veya dergi çıkartamazsınız. Matbaa ve dağıtım işlerini planlarken, içeriği de hazırlamanız gerekir.
İçeriğin ne olacağını siz bilirsiniz; bu içeriğin başlarına sunulur hale getirilmesi için HTML dilini kullanarak nasıl sayfa yapacağınızı öğrenmeniz gerekir. İçeriği belirledikten sonra bunu HTML sayfası haline getirme işini, HTML dilini iyi bilen bir tasarımcıya da bırakabilirsiniz. Tek tek HTML sayfaları yapmak ve herbirini içine koyacağınız bağlantılarla birbirine bağlamak, Web sitesi yapmanın ilk adımıdır. Daha sonra bunları Internet'e açık bir bilgisayarda Web Sitesi denilen bir dizine yerleştirmek gerekir. Bu kitapçıkta bunun yollarını ele aldıktan sonra, Web Alanı dediğimiz şeyin nasıl yapılacağına ve nasıl olmması gerektiğine döneceğiz.
Web siteniz, şimdiden hayırlı olsun!
Bölüm I: İnşaata Başlamadan Önceki İşler
Bu bölümde çok hızlı bir şekilde Internet'in ne olduğundan söz edelim. Web sitesi kurarken bilmeniz gereken bir çok kural, Internet'in çalışma tarzından ve protokollerinden doğan kurallardır. Internet'in ne olduğunu ve ne olmadığını, nasıl çalıştığını biliyorsanız, bu bölümü atlayabilirsiniz. Internet ile ilişkiniz, sadece Internet'te gezinmekten ibaretse, okuyamaya devam edin.
Internet Nasıl Çalışır?
Internet'in ne olduğu sorusuna cevap vermek imkansız denecek kadar zor. Bugün Internet'i oluşturan bağlantılar demeti nereden başlıyor; nereye gidiyor; kaç alan var; bu gibi sorunların cevabını bilmek artık imkansız. Herşeyden önce "İnternet'in yeri" diyebileceğimiz bir yer yok. Bu yüzden Internet'in ne olduğunu bir kenara bırakın, bize gerekli olduğu ölçüde Internet'in nasıl çalıştığını anlamaya çalışalım.
Internet'i bir demiryolu şebekesine benzetebiliriz. Yüzlerce lokomotif ve binlerce vagondan oluşan bir sistemin, sonuç itibariyle aynı raylar üzerinde, belirli bir sisteme göre hareket etmesi gibi, Internet de yüzlerce omurga, binlerce omurgalar arası bağ, onbinlerce hizmet sunucudan oluşan bir sistemle, milyonlarca kişiye hizmet sunuyor. Trenle yolculuk etmek için sistemin nasıl çalıştığını, hangi trenin ne zaman, nerede olması gerektiğini bilmenize hiç gerek yok. Sizin için önemli olan belirli bir trenin, belirli bir istasyondan, belirli bir saatte kalktığını bilmekten ibaret. Internet de öyle; günün belirli saatinde İnternet'te mevcut alanları gezen, bilgi edinmeye çalışan, ya da kimi alanlardan ücretsiz program edinmekye çalışan bir kullanıcı, Internet'in nasıl çalıştığını bilmek zorunda değil. Ama, bu sistemde yer edinecek ve başkaları için bir şeyler sunacak kişinin sistemin nasıl çalıştığını bilmesi gerekir.
Internet, bilgisayarlar ağları arası ağ demektir. İki veya daha fazla bilgisayar arasında iletişim kurmak, bir başka deyişle bağımsız bilgisayarları bir ağ halinde birbirine bağlamak için herşeyden önce bu bilgisayarları bir suretle birbirlerine bağlamak gerektiği gibi gibi bilgisayar ağlarını da birbirleriyle alışveriş yapabilir hale getirmek için önce birbirleriyle irtibatlandırmamız gerekir.
Bu bağı oluşturduğumuz zaman, karşımıza bir bilgisayarların birbirlerine bilgi aktarmalarını ve aktarılan bilginin doğru anlaşılmasını sağlayacak ilkeler üzerinde de anlaşmaları gerekir. Aralarında alışveriş sağlayabilmek için, bilgisayarları ortak bir dili konuşur hale getirmek zorundayız. Bilgisayar ağı ve Internet uzmanları, programlama diliyle karıştırılmaması için, bilgisayarlar arasındaki ortak iletişim diline "dil" yerine protokol derler. Bir protokol, sistemdeki bütün birimlerin birbirlerine nasıl ve hangi sırayla hitap edeceklerini gösteren ilkeler listesidir, diyebiliriz.
Internet'in ana protokolü ise Transmission Control Protocol (TCP) [Aktarma Denetleme Protokolü] ve Internet Protocol (IP) adını taşır ve genellikle TCP/IP şeklinde birlikte kullanılır. Internet'e dahil bütün bilgisayarların, bu bilgisayar arasındaki şebekelerin ve bunları birbirine bağlayan telefon hatlarını işleten diğer elektronik cihazların aynı dili konuşmasını sağlamak mümkün olamaz. Ama TCP/IP, farklı dil de konuşsalar, bütün bu sistemlerin birbirlerine ortak kurallar çerçevesinde bilgi vermesini sağlar.
Bir bilgisayarın bir diğerine göndereceği bilgi, biteviye, kesintisiz bir şekilde gönderilebilseydi, tıpkı bir işyerindeki bilgisayarların arasında kurulan bir yerel ağda olduğu gibi, bir Network yazılım paketi pekala herkesin ihtiyacını karşılardı. Ama kıt'adan kıt'aya, ülkeden ülkeye telefon bağlantısı, sürekli kesilen bir ilişki modeli üzerine kurulmuştur. Ankara'dan Istanbul'a, Tokyo'dan Londra'ya telefon eden bir kişinin bile "Alo!"su ile "Kimsiniz?" sorusu bile, karşı tarafa birbirinden farklı bir hat üzerinden gidebilir. Çağımızda telefon bağlantısının bu denli çok ve yoğun olmasını, iki telli bir bağlantı üzerinden aynı anda birden fazla sinyal gönrdenme ve bu sinyalleri belirli bir bağlantı kesildiği zaman mevcut optimum verimlilikte bir başka bağlantı üzerinden gönderme tekniği sağlamış bulunuyor. Bu bağlantıyı kullanan bilgisayar şebekelerinin de aralarındaki iletişimi kesilebilen bağ modeli üzerine bina etmesi gerekiyordu. Internet kurallarının ilki olan TCP, gönderilecek bilginin küçük parçalara ayrılmasını ve karşı tarafta düzgün biçimde birleştirilmesini sağlar. Uluslararası telefon sinyali alışverişinin hiç bir zaman belirli olmayan bağlantı yöntemi, kimi zaman, örneğin üç numaralı paketin, iki numaradan önce karşı tarafa ulaşmasına yol açabilir. TCP, bilginin aktarılmasını denetleme kuralı olarak, alınan bilginin gönderilen sırada anlaşılmasını da sağlar.
Internet Protokolü ise TCP'ye göre paketlere bölünen bilginin fiziksel olarak bir cihazdan çıkıp, diğerine en uygun yoldan gitmesini sağlar. Ağları birbirine bağlayan sistemde, Gateway veya router denen, ana geçitler ve yönlendiriciler vardır. Aslında bu cihazlar da kendi başına birer bilgisayardan ibarettir. Router cihazları, kendilerine gelen bilgi paketinin üzerindeki adrese göre doğru yönde ilerlemesini sağlar.
Internet'in, 1970'lerde Amerikan Savunma Bakanlığı'nın çeşitli araştırma projelerinde çalışan bilimadamları, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında bilgi alışverişini sağlamak için oluşturulduğunu duymuş olmalısınız.. Amerikan Genelkurmay Başkanlığı'nın İleri Savunma Araştırmaları Proje Dairesi (DARPA) tarafından, hangi bilgisayarın, hangi bilgisayara günün hangi saatinde bağlanacağını ve aralarında bilgilerin hangi ilkelere göre alınıp verileceğini belirleyen bu sistem (ARPANET), bilimadamları arasında haberleşmeyi ve çok büyük bilgisayar dosyalarını alıp-vermeyi o kadar kolaylaştırdı ki, bir süre sonra sistem askerî nitelik taşımayan ve fonu Savunma Bakanlığı tarafından sağlanmamış projelerle ilgili bilgi aktarımında da kullanılmaya başlandı. Üniversiteler, özel firmalara ARPANET'ten (ve bu ağ üzerinde oluşturulan USENET'ten) yararlanma hakkı satmaya başladılar. 1979 yılında Amerika Savunma Bakanlığı, üniversitelerarası haberleşme sisteminin bütün masrafını savunma bütçesinden karşılamanın haksızlık olduğunu belirterek, ARPANET'ten desteğini çekeceğini açıkladı.
1980'lerin başlarında Amerikan Ulusal Bilim Vakfı (NSF), sadece ARPANET'e bağlı bilgisayarları değil fakat bazı üniversitelerdeki süper bilgisayarları birbirine bağlamaya karar vermiş ve bu amaçla Cornell Üniversitesi Teori Merkezi (Ithaca, NY), Illionis Üniversitesi Ulusal Süper Bilgiişlem Uygulamaları (NCSA, Urbana, Champaign), Pittsburgh Üniversitesi Süper Bilgiişlem Merkezi (Pennsylvania), Kaliforniya Üniversitesi San Diego Süper Bilgiişlem Merkezi (Kaliforniya) ve Princeton Üniversitesi Jon von Neumann Merkezi (New Jersey) arasında TCP/IP standardı ile çalışacak bir bağlantı için harekete geçmişti. Amaç, bu süper bilgisayarları Amerika ve Kanada'daki bütün bilimadamlarının hizmetine sunabilmekti. NSF, 5 merkez arasında 56 Kbps bir ağ için ferekli parayı sağladı ve bu merkezlerin çevresindeki bütün üniversitelere, fiziken bu ağa ulaşabiliyorlarsa, bağlanabileceklerini bildirdi. Bu dev bilgisayarlardan yararlanmak isteyen çok sayıda üniversite daveti kabul etti ve Internet'in çekirdeği toprağa atılmış oldu. Fakat bir süre sonra kullanıcılar, bu ağın, sadece beş büyük süper bilgisayardan yararlanmaya değil, fakat ağ'a dahil bilimadamı meslektaşlarına elektronik posta göndermeye, dosya aktarmaya ve haber grupları oluşturmaya yaradığını gördüler. Ağın trafiği birden arttı. Kasım 1987'de, NSF, Michigan Üniversitesi Bilgisayar Merkezi Merit'e, IBM, MCI ve Michigan eyalet hükumetleriyle ortaklaşa, mevcut 56 Kbps'lık ağı 1,544 Mbps (ki bu bağlantıya daha sora T1 adı verilecekti) hızına çıkartma işini ihale etti. Yeni ağ, ilk beş merkez ile Kolorado eyaletinin Boulder kentindeki Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi'ni ve Michigan Üniversitesi'ni de kapsayacaktı. İhaleden sekiz ay sonra 1 Temmuz 1988'de T1 omurgası hizmete girmiş ve ilk ay içinde 152 milyon "data paketi" aktarılmıştı. Projenin ortaklarından MCI telefon şirketi Michigan eyaletinin Ann Arbor kentinde Merit binasında 24 saat görev yapacak modern bir ağ denetim merkezi kurmuş, ve omurgaya bağlı 13 yerde 170 yerel ağı izleme olanağı sağlamıştı. NSFNET, 24 Temmuz 1988 günü 56 Kbps'lık eski omurgayı kapattı.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tarihte Amerika ve dünyanın çok yerinde üniversiteler ve özel sektör bir çok "bölgesel Internet" kurmuş bulunuyordu, ve bu "Internetler," NSFNET'e girmek için NSF'a baskı yapmaya başlamışlardı. Örneğin Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) 1986'da bir çok üniversite ve Tübitak'a bağlı araştırma merkezini birbirine bağlamış ve bu bağlantıyı, Amerika'da EARN/BITNET ağı vasıtasıyla, dünyaya açmıştı. 1991-92'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Tübitak, bu bağlantıya RIPE adlı ağı ekleyerek network protokolü olarak IP kullanmaya başlamıştı. Bağlantı noktası olarak Fransa yerine Almanya'nın tercih edilmesi ile 1994'te Türkiye'nin dış bağlantı hızı 64 Kbps'a çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda, X.25 ağı, kiralık hatlarla hızla gelişecekti.
Amerika içinde ve dışındaki bu baskılar sonucu, Ocak 1989'da Merit-IBM-MCI ortaklığı, NSF'a, ağ hızını artıracak ve giderek artan yükü kaldıracak bir güncelleştirme programı önerdi. Bu sırada IBM 45 Mbps (buna da T3 bağlantı hızı adı verilecekti) hızda çalışan ilk Router (ağ yönlendirme bilgisayarı) cihazını imal etmeyi başarmıştı. Vakfın verdiği 4 milyon Dolar ile, Kasım 1991'de omurga T1'den T3'e çıkartıldı, merkez sayısı 16'ya, merkeze bağlı ağ sayısı ise 3,500'e çıkartıldı. İşte bu omurga, bugün Internet dediğimiz şeydir.
Bu tarihten sonra Internet günlük yaşamımıza giren bir kelime oldu. Trafik, bir taraftan ticarî nitelik kazanırken, diğer taraftan tek omurganın kaldıramayacağı kadar artmıştı. Kaliforniya eyaletinde Santa Clara kentinde Willtel telefon şirketi kendi router'ı devreye sokarak, özel şirketlere NFSNET bağlantısı satmaya başladı. Aynı şeyi Federal Hükumet Washington'da yapıyordu. Bu gelişmeler üzerine NSF, 19933'te, Network Access Points (NAP, Ağ Erişim Noktaları) adını verdiği dört nokta oluşturacağını ve arzu eden firmanın omurga kurarak, omurgasını bu noktada Internet'e bağlayabileceğini duyurdu. Açılan ihalenin sonuçlarına göre, bu dört noktadan birincisi San Francisco'da Bell telefon şirketi, ikincisi Chicago'da Bell-Ameritech ortaklığı, üçüncü New York'ta Sprint, dördüncüsü New Jersey'de Pennsauken kentinde metropoliten Fiber Systems tarafından işletilecekti. Bu noktalardan Sprint'e ait olan Amerika dışı bağlantıları da sağlayacaktı. 30 Nisan 1995'te, NFSNET resmen kapatılmış oldu. Bu ilk NAP'lara yeni omurgalar bağlandıktan sonra fiilen 13 bağlantıları bağlama (enterkonnet) merkezi doğmuş oldu. Fakat zamanla bu da önemini yitirdi; omurga işleticisi firmalar resmî bağlantı yerlerinin dışında da özel bağlantı merkezleri kurdular.
Bu herkesin bildiği Internet hikayesi. Ancak siz Internet'i Internet yapanlardan, Web sitesi sahiplerinden biri olacağınıza göre, biraz daha ayrıntıya girmek ve "Omurga nedir?" diye sormak zorundasınız.
Bilgisayarlar arası bağlantı şebekesi (Ağ, network) genel olarak router denen cihazlarla birbirine bağlanır. Bu cihazlara, yol bulan, yol veren anlamına gelen bu kelimenin verilmesi, cihazın kendisine ulaşan bil veri paketini okuyup, paketi üzerindeki "adres"e "yollaması"ndan kaynaklanmaktadır. Internet, birbirine bağlanmış router'lar zinciridir.
Router'lar arası en etkili iletişim yer kabloları ile bağlandığı için günümüzde router'ların çoğu, telefon sistemi ile birbirine bağlıdır. Telefon teli ile yapılabilecek bir iletişimin hızı ise azami 53 Kbps olabilir. Daha hızlı bir bağlantı istiyorsanız, router'larınızı kiralık daimi hat ile birbirine bağlamak zorundasınız. Kiralayabileceğiniz hatların ise taşıyabilecekleri bilgi miktarı (hattın aktardığı elektrik sinyalinin frekansı) kullanılan telden tele ve mesafeye göre değişir. DS-0 (Data Service-0) adı verilen en basit hat, 56 Kbps hıza sahiptir. DS-1 hattı kiralarsanız, bu hız 1,544 Mbps'a çıkar. O zaman bu bağlantıya T1 bağlantısı denilir. 45 Mbps hıza sahip hatta DS-2, kuracağınız bağlantıya T3 adı verilir. Kiralamak istediğiniz hattın optik olmasını arzu ederseniz, OC-3 hattı kirayalabilirsiniz ve router'leriniz 155 Mbps bilgi alış verişi yaparlar. OC-12 hat kiralayacak olursanız, kapasiteniz 622 Mbps'a çıkar. Omurga dediğimiz şey, bir telefon firmasının veya benzeri bir başka iletişim şirketinin, router'ları arasında kurduğu ana hattır. Şimdi bu bağlantı kısa mesafe için ise ucuz, iki uzak kent arasında ise pahalıdır. Örneğin, ABD'de aynı kent içinde 20 kilometreden kısa mesafeler için 56 Kbps bir hattın aylık kirası 60 Dolar iken, T3 hattın aylık kirası 70 bin Dolar'dır. OS-3, 100 bin Dolar, OS-12 ise 400 bin Dolar tutar. Bunu iki uzuk kent arasında düşünürseniz, kuracağınız bağlantının maliyeti hakkında bir fikir edinebilirsiniz.
"Ulusal Internet Omurga Sunucu" olmak istiyorsanız, bir kaç kenti birbirine bağlayan hat döşemiş veya kiralamış ve bu hattın iki ucuna çok hızlı, çok yetenekli router'lar bağlamış olmalısınız. Ulusal Internet Omurga Sunucusu, router'larının bulunduğu yerde, başka omurga sunucularına veya yerel ağ oluşturan ve muhtemelen daha düşük kapasiteli router sahiplerine diğer kentlere bağlantı imkanı satar. Bu ikinci grup router ve bağlantı sahipleri, üçüncü grup ve muhtemelen daha düşük kapasiteli ama daha çok müşterili router ve bağlantı sahiplerine bağlantı imkanı satar. Ve bu kişiler de size-bize Internet servisi sunan ve Adına Internet Servis Sunucu (ISS) dediğimiz kişi veya şirketlere bağlantı imkanı satar.
"Ulusal Internet Omurga Sunucu" firmalar, birbirleriyle NAP'da bağlanırlar. Dolayısıyla aslında birden fazla olan omurgalar, Internet kullanıcısına bir tek "bilgi süper otoyolu" gibi görünür. Aslında bu süper otoyolunda, birincisi "Ulusal Internet Omurga Sunucu" şirketler, dördüncüsü bizim abonesi olduğumuz ISS'ler olmak üzere dört hız seviyesi vardır. Fakat bunu kesin kural olarak algılamamak gerekir. zincirde dördüncü halka olan bir ISS'in, ikinci halkaya bağı T3 bile olabilir. Bu, ISS'in ödemek istediği kiraya bağlıdır. Internet kullanıcısı bir firma, isterse, kendi ISS'ine kiralık T1 hattı ile bağlanabilir. Ama ISS, üçüncü seviye bağlantı noktasına 56 Kbps bir hat ile bağlı ise, bu firma parasını çöpe atmış olur; çünkü binlerce Dolar vereceği kablodan, herhangi bir Internet abonesi gibi azami 53 Kbps (56 K bile değil) hızında iletişim sağlayacaktır.
Internet'i ve onu oluşturan omurgayı ele aldıktan sonra sıra, sık sık karıştırılan bir başka konuya geldi: Internet ve Web ilişkisine. World Wide Web (WWW, Dünya Çapında Ağ) adı verilen "şey", Internet'te verilebilecek hizmetlerden sadece biri. Bununla birlikte Internet trafiğinin yüzde 85'ini Web oluşturuyor. Bunu sağlayan, kullanıcının Web'te bir belgeden diğerine, bir grafikten diğerine gidebilmesini mümkün hale getiren Hypertext teknolojisi olsa gerek. Bu teknoloji, HTTP adı verilen ağların birbirlerine Hypertext alıp vermesini sağlayan protokole dayanır. Web'de bir bilgisayardan diğerine dosya aktarmaya yarayan FTP, ya da kullanıcılar aracında birbirlerine mesaj alıp vermelerini sağlayan NNTP protokolleri de vardır. Ama en çok tanınan ve kullanılan HTTP protokolüdür.
HTTP, İsviçre'deki Avrupa Nükleer Fizik Laboratuvarı'nda laboratuvara bağlı uzmanların yazdıkları raporlarda bir standart sağlamak üzere geliştirilmişti. Tekniğin esası, belirli bir yazıyı veya grafik unsuru, başka bir yazıya veya grafik unsura bağlamak ve birinden doğruca diğerine gitmeyi bağlayan (metinleri hyper hale getiren) bağlantılardan ibarettir.
Web Browser adı verilen programlar (Microsoft Internet Explorer veya Netscape Navigator ve diğerleri), bilgisayarı ile Internet arasınhda bağlantı kuran kişinin, HTTP protokolü ile yazı, resim, ve video veya ses gibi diğer multimedya unsurlarını sunan Web Sitelerine girerek, bunları kendi bilgisayarına aktarmasını sağlar. Internet, daha doğru adıyla WWW, Universal Resource Locator (URL, Evrensel Kaynak Belirleyici) adı verilen bir adres sistemine dayanır. Bu sisteme göre belirlenmiş adresi, browser programının adres hanesine yazan kullanıcı, kendi bilgisayarı ile bu adreste gösterilen "kaynak" arasında bağlantı sağlamış olur.
Bu bağlantı sağlandığı anda, "kaynak" bilgisayarla, "ziyaretçi" bilgisayar arasında bir "hizmet veren/müşteri" (Server/Client) ilişkisi kurulmuş olur. Kaynak bilgisayar veya Web sitesinin bulunduğu bilgisayar, kendisinden hizmet isteyen müşteri ziyaretçiye, talep ettiği yazıları, resimleri, videoları, ses dosyalarını verir. Servis veren veya hizmet eden (Server) bilgisayardaki programa da Server adı verilir. Bu anlamda IE veya Netscape "Client program" sayılırlar.

Internet Server programlarına çoğu zaman Web Server programı adı verilir, ama bu programlar sadece Web servisi vermezler. Bu programlarla FTP, Gopher ve elektronik posta hizmeti vermek de mümkündür.
FTP (File Transfer Protocol), Internet'te iki bilgisayar arasında bilgisayar dosyası aktarmakta kullanılır. Bu dosyalar herhangi bir veri veya yazılım dosyası olabilir. FTP yönteminden, browser programın Server'dan alıp, ziyaretçinin ekrarında oluşturması uzun zaman alabilecek dosyaların aktarılmasında yararlanılır.

Giderek önemi azalmakla birlikte, Gopher denen hizmet yöntemiyle, Server bilgisayar, bir menü çerçevesinde, menünün içeriğini oluşturan unsurları ziyaretçi bilgisayara aktarabilir. FTP'ye benzeyen bir arayüze sahip olan Gopher hizmetini veren Web alanı kalmadığını söylersek, gerçeği fazla abartmış olmayız.

Birden fazla bilgisayarın birbirine bağlandığınız anda, birinden diğerine mesaj gönderebilirsiniz. Gerçi bir program kullanmadan, komuta satırından bunu yapmak son derece zor olur, ama bir bilgisayarın gönderdiği mesaj diğerine ulaşabilir ve sabit diske yazılabilir. Bu imkandan yararlanan yerel ağ sistemlerinde, bütün bilgisayarlar birbirlerine mesaj ağıyla da bağlıdırlar. Ağlar-arası ağ olan Internet'te de elektronik mesaj alıp-verme imkanı olmaması düşünülemezdi. Bugün piyasada sadece elektronik posta alıp vermeye yarayan programlar olduğu gibi, belli başlı browserların da kendi elektronik posta bölümleri bulunuyor.

Günümüzde Internet'te iki elektronik posta protokolü kullanılıyor. Simple Message Transport Protocol (SMTP, Basit Mesaj Aktarma Protokolü), elektronik mesajların Internet'te bir Server'dan alınıp, adreste belirtilen Server'a aktarılmasını sağlayan kuralları içerir. Bu protokole uygun gönderilen bir elektronik mesaj demeti, en uygun, en elverişli yoldan gönderilir. Post Office Protocol (POP, Posta Dairesi Protokolü) ise Server'a ulaşan mesajların müşteriye (Client) aktarılmasını sağlar. Internet Server programlarının her iki protokole uygun elektronik mesaj hizmetleri vardır.
Network News Transfer Protocol (NNTP, Ağ Haber Aktarma Protokolü), Usenet adı verilen bir ağda oluşturulan ve sayısı 50 bini geçmiş bulunan haberleşme gruplarından mesaj almaya ve mesaj göndermeye yarar. Internet'in ilk günlerinde, üniversiteler kanalıyla Usenet'ten yararlanamayanlar, BBS (Bulletin Board Services) adı verilen sistemlere abone olmak suretiyle, Usenet'te mesaj gönderme ve mesaj alma imkanına sahip olurlardı. Şimdi, "müşteri" bilgisayarlarda bulunan elektronik posta programları, Internet abonesini Usenet grupları ile irtibatlandırmakta, mesaj alıp vermesini sağlamaktadır.

Dikkatli bir tarzda kullanıldığında, Usenet'teki haber grupları, ortak konularla ilgilenen kişilerin soru sormasına, cevap almasına, görüşlerini aktarmasına imkan sağlarlar. Buna karşılık bu grupların denetimden uzak olması, kimi zaman yasalara aykırı bazı faaliyetlere sahne olmalarına yol açmaktadır. Bir Web Server'da mutlaka NNTP bulunması gerekmez.
Domain Name Service (DNS, Yer Adı Hizmetleri) Web Server programının, kendi bulunduğu ağın dışındaki ağlarda bulunan bilgisayarları tanımasını sağlayan hizmetin adıdır. Dilimize Etki Alanı diye de çevrilen Domain, yerel ağ ortamında, bir kaç bilgisayardan oluşan bir grubun oluşturduğu birimi anlatır. Bir yerel ağa bağlı bir grup bilgisayar (örneğin, bir şirketin ağında muhasebedeki bilgisayarlar) bir Domain halinde toplanır. Ağa bağlı her bilgisayar devreye girdiğinde, o andaki kullanıcının kimlik ve yetki özelliklerine (profiline) göre, bilgisayar ağın merkezi olan Server bilgisayar tarafından ait olduğu Domain'e üye yapılır. Örneğimizdeki Muhasebe bölümünde çalışan bütün görevliler ister muhasebe bölümündeki bilgisayarda, isterse şirketin Adana'daki şubesinde bulunan bir bilgisayarda kendi adını ve şifresini vererek bir masaüstü oluşturur ve sisteme girerse, Muhasebe Domain'ine ait bütün yetkilerden yararlanmaya başlar. Yerel Alan Ağı'nın merkezindeki bilgisayar, bu kişinin bilgisayarına, örneğin şirketin muhasebe dosyalarının bulunduğu klasörleri açma yetkisi verir. Sisteme giren bir kişinin hangi Domain'in üyesi olduğu, yetkilerinin nelerden ibaret bulunduğu gibi sorular, yerel alanda, Server bilgisayarın Ağ Yönetim Programı tarafından kolayca halledilir. Sonuç itibariyle yerel ağı kuran kişi veya servis, firmada çalışan herkeze bir "hesap açmış," bu sırada bu kişinin kullanıcı adı, şifresi, ait olduğu Domain, ait olduğu mesaj grupları gibi Profil'ine ilişkin bilgileri hesabın özellikleri olarak sisteme "girmiş" olacaktır. Bu bilgi sayesinde, imalat bölümü, muhasebeden Ahmet beye bir mesaj gönderdiği zaman, Server Ahmet beyin o sırada hangi bilgisayarda bulunduğunu bilecek ve mesajı o bilgisayara gönderecektir.
Şimdi, bir şirketin muhasebe bölümünü Türkiye olarak düşünün. İmalat bölümü, İngiltere, Satış bölümü Fransa, vs.. olsun. Internet'te bir tek merkezî Server olmadığına ve bölümlerin birbirinden habersiz hergün yeni yeni aboneler kaydettiklerine göre, herhangi bir Domain'in bir başka Domain ile iletişim kurması için, birbirlerinin nerede olduklarını bilmesini sağlayan bir sistem olması gerekir. Şimdi DNS'i bir telefon rehberi gibi düşünebilirsiniz. Internet abonesi bir kişi, bilgisayarında browser programını çalıştırıp, kendisine Internet hizmeti veren firmanın (ISS) Web Server bilgisayarına bağlandığı anda bir Domain'in üyesi kimliğini kazanır. Bu kişi örneğin BYTE.COM.TR alanına gitmeye karar verdiğinde, bağlı olduğu Web Server, BYTE,COM,TR'nin bulunduğu Domain'i bulmak zorundadır. ziyaretçi kişi, Browser programının menülerinin altındaki adres kutusuna BYTE.COM.TR yazacak ve beklemeye başlayacaktır. Bu sırada ISS'in Web Server'ı ile BYTE.COM.TR arasında bir yerde mevcut DNS Server adı verilen ve Internet'teki bütün adresleri hem kullanıcının bildiği, hem de bilgisayarların anladığı tarzda (örneğin 195.174.87.200 şeklinde) aklında tutan bir bilgisayar devreye girecek ve ISS'in Web Server'ına "müşteri"nin aradığı adresin nerede olduğunu söyleyecektir. Kullanıcının ekranına yazdığı BYTE.COM.TR, Internet Protokol Adresine (IP address) çevrildiği zaman ortaya 195.174.87.200 çıkar. Bu, bütün dünyada mevcut bütün ağların ve onlara bağlı bütün Web Server'ların kaydedildiği devasa bir veritabanından gelmektedir. Bu veritabanı, günün belli saatlerinde DNS Server bilgisayarlarına dağıtılır. Internet kullanan herkes, bilerek veya bilmeyerek sürekli DNS hizmetlerinden yararlanmaktadır. Internet'te alan kuran herkes, "müşterilerine" hizmet sunabilmek için DNS hizmeti sağlayacaktır. Dolayısıyla Web Server programlarının içinde DNS bölümü bulunur.
İşte size bir kaç kelimeyle, Internet hakkında bilmeniz gereken temel bilgiler. Çok kısa bir özet olmasına rağmen burada, Web'de alan kurmaya hazırlanan bir kişinin bilmesi gereken temel hizmet türlerinden söz ettik. Web sitesi sahibi olarak, Web'in nasıl çalıştığını ve kuracağınız Web Server programında bu tekniğin gerektirdiği ne gibi imkan ve yetenekler olması gerektiğini artık biliyorsunuz.
Internet'e Çıkmak
İşin asıl zevkli tarafı olan Web sitesi oluşturmaya ve bunu Internet'e açmaya geçmeden önce Web'de "ne yapacağınız" sorusuna cevap aramak zorundayız. Bu soru şu anda belki çok anlamsız görülebilir. Ama Web'te neler yapılabileceğini sıraladıktan sonra, bu soruya gerçekten bilinçi bir şekilde cevap aramamız gerektiğini göreceksiniz.
Internet bir teknoloji yumağıdır. Bu teknoloji, TCP/IP protokolüne dayanan bir dosya aktarma sisteminde, HTTP protokolüne uygun bilgisayar dosyalarının bir ağ ortamında bir merkezden o merkeze bağlı bilgisayarlara aktarılmasını sağlar. Bu teknolojiyi, bugün Internet dediğimiz ortamda (ağlar-arası ağ) yapabileceğiniz gibi, bir şirketin Yerel Ağ ortamında da yapabilirsiniz. Buna intranet (ağ-içi ağ) denilir.
Internet'teki Web alanlarından belirli görüş ve düşüncenin propagandası, bir örgüt, kurum veya şirketin halkla ilişkiler hizmetleri için yararlanabileceğiniz gibi, Web sayfanızı bir başka yayının tamamlayıcısı olarak da düşünebilirsiniz. Günümüzde Internet, ticaret aracı haline gelmeye başlamış bulunuyor. Özellikle HTTP'nin daha açık iletişime dayanan bazı bölümlerinin şifreli hale getirilmesi ile ortaya çıkan yeni sürümü, SHTML (Güvenli HTML) kredi kartına dayanan alışveriş işlemlerini kolaylaştırmış bulunuyor. Bunun sonucu, bugün bir çok firma Web alanını, bir dükkanın vitrini ve yazarkasası gibi tasarlıyor ve kullanıyor. Bir çok toptancı ve perakendeci Web alanını normal işinin bir uzantısı gibi kullanırken, bir çok kişi sadece Web'de mevcut ve alışverişin sadece Web kanalıyla yapılabildiği "sanal mağazalar" açıyor.
Özetle, yapacağınız Web sayfalarını bir Site bütünlüğü içinde Internet'e açmak veya tabir yerinde ise "Web'e çıkmak" için önünüzde beş yol var. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim:
1. Kendi Web Server'ınızı Oluşturmak:
Web sitesi kurmakta en pahalı, buna karşılık gelecek için en verimli yol, kendi bilgisayarlarınızda, kendi ağınızda, kendi Web Server'ınızla kendi sitenize sahip olmaktır. Bir kere kendi URL adresiniz olacak. Sayfalarınızın güvenliğinden siz sorumlu olacaksınız. Ve, biraz sonra değineceğiz, bu Server, size başkaları için Web alanı sunarak para kazanma imkanı da sağlayacaktır.
Ama Web Server kurmak deyince bir çok kişinin adeta yerine çakılıp kalıyor. Çünkü son derece yanlış, ama o derece de yaygın bir şekilde Web Server deyince, bu işten biraz anlayanların aklına hemen UNIX işletme sistemi geliyor; bu kurması ve işletmesi son derece zor sistemin sadece ve sadece "büyük" bilgisayarlar gerektirdiği düşünülüyor. Dolayısıyla kendi Web Server'ını kurmaya hevesli bir çok kişinin hevesi, tabir yerinde ise, kursağında kalıyor. Sizin de böyle bir korkunuz varsa, hemen belirtelim: Piyasada satılan, hatta büyük bir ihtimalle şu anda sizin evinizde de bulunan herhangi bir PC ile Web Server sahibi olabilir ve bu serverda oluşturacağınız siteyi bütün dünyaya açabilirsiniz.
"Herhangi bir PC" sözünü biraz açmak şart: Bu bilgisayarın ziyaretçilerinizi canından bezdirmeden hizmet verebilmesi için en az Intel 66 MHz 486 veya dengi CPU'ya, en az 32 MB belleğe ve 1 GB sabit diske sahip olması gerekir. Sayfalarınıza günde 15'den fazla ziyaretçi gelmesini bekliyorsanız, CPU'nun en az 90 MHz Pentium, belleğin 64 MB'dan fazla, sabit disk alanının da en az 2 GB olması iyi olur. Tabiî, sabit disk alanının büyüklüğünü, içeriğiniz belirleyecektir.
Ama gördüğünüz gibi, "Artık iyice eskidi," dediğiniz 66 MHz 486 CPU'su bulunan bilgisayarla bile Web sitesi kurulabilir ve işletilebilir. Önemli olan "İnternet için UNIX sistemi gerekir!" şeklindeki yanlış kanıyı bir kenara bırakın.
Muhtemelen aşina olduğunuz Microsoft Windows işletme sisteminin NT türü ile, Windows ortamında yine Microsoft'un Internet Information Server yazılımını kullanarak, en geç bir hafta içinde Web sahibi olabilirsiniz. Bir hafta diyoruz; çünkü bağlantı için başka kurum ve firmaların harekete geçmesini beklemek zorundasınız. İş sadece size kalsa, Web siteniz yarın hazır!
NT'nin herhangi bir UNIX sürümünden daha iyi Internet platformu olduğuna inanıyoruz. Herşeyden önce, NT, karşınıza Windows 95 ve 98'den aşina olduğunuz bir çehre ile çıkıyor. UNIX, DOS gibi, komut satırından işletilen bir sistemdir. NT'nin bir bilgisayara kurulması, Windos 3.1, 95 veya 98'in kurulmasından daha zor değil. Bir Web alanının NT platformunda yönetimi, herhangi bir Windows kelime-işlem veya muhasebe programını öğrenmekten daha fazla bilgi gerektirmiyor. Ayrıca, günün birinde sisteminizi gerçekten büyütmek isterseniz, UNIX gibi yeni donanım, yeni yazılım gerektirmeyecektir; çünkü NT istediğiniz kadar bilgisayara yayılabilen bir sistemdir.
Ve en önemlisi, bugün UNIX dediğiniz zaman karşınızda ciddî bir muhatap bile bulmanız şans işi iken (çünkü UNIX Internet'ten ücretsiz edinilebilecek bir işletim sistemidir!) NT, size Microsoft'un bütün desteğini sağlayacaktır. NT, 16 MB belleği olan bir bilgisayarda da, 1 GB belleği olan bir bilgisayarda da, aynı etkinlikte çalışacaktır. Ayrıca NT, birden fazla CPU bulunan sistemlerde, kendiliğinden iş yükünü çipler arasında paylaştırarak, daha hızlı çalışabilir. NT, diğer bütün sistemlerin aksine, 32 Terabyte (1 Terabyte, bin Gigabyte demlektir) disk alanını tanıyabilir. Bunlara ek olarak NT, donanımdan bağımsız bir işletme sistemidir; yani her türlü PC sisteminde çalışabilir. Buna karşılık belirli UNIX türleri belirli imalatçıların bilgisayar sistemlerinde çalışabilirler.
Bütün bunlar NT sisteminin üstünlüğü için ikna edici değilse, NT Server sistemi, paketten her türlü iletişim protokolü ve Internet'in kullandığı WWW, FTP, Gopher, DNS gibi (UNIX sisteminde ancak parayla edinilebilecek) bağlantı programları ile birlikte çıkacaktır.
Kendi bilgisayarınızda kendi bağlantınızla, kendi Web Server'ınızla Wb sitesi sahibi olmaya karar verirseniz, önünüzde başka imkanlar da açıldığını hatırlamalısınız: Siz de Web evsahipliği yapabilirsiniz! Yapacağınız yatırımı ticarete dönüştürebilir, başkalarına Web servisi verebilirsiniz. Sonuç itibariyle bilgisayarı, Web Server programı, Internet bağlantısı ile, şu anda milyonlarca kişinin Web sayfasına ev sahipliği yapan bir firma kadar yatırım yapmış olacaksınız. Neden bu imkandan sadece kendi sayfanıza ev sahipliği yapmak için yararlanmakla yetinmek zorundasınız? Sizin bir Internet Sitesine sahip olmanızı gerektiren sebepler, hemen hemen aynen, başka bir çok kişinin de Web sayfasına sahip olmasını gerektiriyor. Fakat bir çok kişi, bunu ya zor, ya da pahalı sayarak, böyle bir çabadan kaçınıyor. Oysa siz, yapacağınız yatırımla ve bu arada edineceğiniz deneyimle, bir çok kişiye Web alanı kurması için gerekli cesareti ve teşviki sağlayabilirsiniz. Bilgisayar dergileri, gazete ve diğer dergilerin ilgili sayfaları Web Sayfası Evsahipliği Servislerinin ilanlarıyla dolu. Bu kişilerin hemen hemen hepsi, sizin gibi Web Sitesi Evsahipliği işine bir bilgisayar ve bir modemle başlamış kişiler.
Yapacağınız yatırımla Internet'le ilgili iki ayrı hizmet verebilirsiniz: Internet Sitesi Evsahipliği ve Internet Servis Sunuculuğu.
Internet Sitesi Evsahipliği: Uygulamada, isteyene kendi bilgisayarınızdan sabit disk alanı kiralamaktan ibaret olan Web Evsahipliği, adından da anlaşılacağı üzere, başkalarının Web alanlarını kendi sabit diskinizde yer vermektir. Bir çok kişi, Web sitesi oluşturmayı bir kenara bırakın, kendi bilgisayarında, kendi kullanımı için dahi HTML sayfası yapamaz. Oysa gazeteye veya dergiye vereceğiniz bir ilanla, isteyene, Web sayfalarına ev sahipliği yapabileceğinizi bildireceksiniz. Bu işten biraz anlayanlar, kendi yaptıkları sayfaları onlara vereceğiniz parolayı kullanarak, sabit diskinizde kendilerine açtığınız dizine koyacaklardır. Hiç anlamayanlar ise, muhtemelen kağıt üzerinde nasıl bir sayfa ve nasıl bir tasarım istediklerini size anlatacaklar, içerik unsarlarını yine ya kağıt üzerinde, ya da floppy disketlerde size verecekler ve siz de bu malzeme ile onların HTML sayfalarını tasarlayacak, onlara ayırdığınız Web alanına koyacaksınız. Başkalarının teknik sorunlarıyla uğraşmak ve gece-gündüz bilgisayarınızı en mükemmel şekilde çalışır vaziyette tutmaktan sorumlu olmak istemiyorsanız, Web sitesi oluştururken HTML alanında edineceğiniz tecrübe ile başkalarına Web sayfaları tasarımı yapabilirsiniz. Bir çok Web Sitesi Evsahibi firma, ev sahipliğinden çok içerik geliştirme ve sayfa tasarımından para kazandığını bildiriyor.
Internet Servis Sunuculuğu (ISS): Büyük bir ihtimalle şu anda sizin de bir ISS'niz var. Bu kişi veya kurumla yaptığınız bir anlaşma ile, bilgisayarınızın browser programına onların verdiği bir telefon numarasını arattırarak, Internet bağlantısı sağlıyorsunuz. Elektronik posta adresi olarak da bu kişi veya kurumun bilgisayarındaki Web adresini gösteriyorsunuz. Internet'te kendi alanınızı oluşturduğunuz zaman, bu kişi veya kurumun şu anda size verdiği hizmeti verebilecek bir sisteminiz olacak demektir. Tabii Web sahipliği ile ISS arasındaki fark, ikincisinin daha fazla donanım ve yazılıma sahip olması zorunluğudur. Web sayfalaranızı 24 saat hizmete açık tutmak isteniz bile bir telefon bağlantısı (daha hızlı bağlantı istiyorsanız, daha farklı bir bağlantı) işinize yetecektir. Fakat ISS işinde öyle değil: Her an birden fazla müşterinin sizin bilgisayarınıza girip, oradan Internet'e çıkabilmesi için sizin çok sayıda modeme ve çok sayıda telefon hattına ihtiyacınız var demektir. Ayrıca bir Web Evsahipliği firmasının sahip olması gereken türden Internet bağlantınız olması gerekecek. Web sitesi işletmecisi olarak, alanınızı ziyaret edecek kişilere istediğiniz sür'atte hizmet sağlamakta serbestsiniz. Ama ISS olarak müşterilerinize en hızlı bağlantıyı vermekle yükümlüsünüz; yoksa müşterilerinizi daha hızlı hizmet veren ISS'lere kaptırırsınız. ISS olarak yapacağınız yatırım ne kadar yüksek olursa, muhtemel geliriniz de o kadar yüksek olacaktır.
Bilgisayarı sağladıktan ve önce NT işletim sistemini sonra Microsoft Web Server programını kurduktan sonra, bu sistemi dışarıya, Internet'e bağlamanız gerekir. Bir Server'ı Internet'e bağlamakla, bir başkasının evsahipliği yaptığı Web sitesindeki sayfaları güncelleştirmek için gerekli bağlantı arasında çok fark vardır. Bir Web Server, üzerinde bulunduğu bilgisayar kadar, modem ve kendisini Internet'e bağlayan telefon hattından oluşur. Hatta "Internet telefon hattının kendisidir!" dersek, durumu fazla abartmış olmayız. Sonuç itibariyle iyi bir bilgisayar ve oluşturacağınız Web server ne kadar mükemmel olursa olsun, bir telle dış dünyaya bağlı değilse, Web siteniz fiilen yok demektir.
Dış dünya ile bağlantınız için seçebileceğiniz çeşitli imkanlar var. Seçimi sahip olmak istediğiniz bağlantı hızı belirleyecektir.
Hat genişliği veya İngilizce ifadesiyle bandwidth, belirli bir zaman diliminde (standart ölçüyle bir saniyede) bilgisayarınızdan ne kadar veri çıkacağı ve ne kadar veri gireceğini gösterir. En yaygın ölçü, bilgisayar işlemlerinde kullanılan en küçük veri birimi olan bit'tir. Bit, yani iki karakterden (sıfır ve bir rakamlarından) oluşan ve bilgisayar dilinin kelimelerinin en küçük hecesidir. Bilgisayar iletişiminin ölçüsü olan bps (saniyede … bit), çoğunlukla bin bit (kilobit, Kbps) veya bin Kilobit (Megabit, Mbps) olarak ifade edilir.
Web alanınızın bağlantı hızını (hattın genişliğini) belirlerken, dikkate alacağınız önemli bir unsur maliyet olacaktır. Hattınız ne kadar geniş olsun veya iletişiminizin ne kadar hızlı olsun istiyorsanız, hat ve modem masrafı o kadar artacaktır.
Hat genişliği ile sistemin merkezi olan bilgisayarın işlemci (CPU) hızı, belleği (RAM) ve sabit disklerinin toplamını belirlerken Web alanınızın kapasitesini gözönünde tutmalısınız. Önce kapasite planlamadan söz edelim, sonra buna göre donanım özelliklerini ele alalım.
Kapasite Planlaması
Bir Web alanının üzerinde durduğu bilgisayarın ve dış dünya ile bağlantısının alt sınırını Web alanının içeriği belirlemelidir. Üst sınırı ise, Web alanı sahibinin bu iş için ayırabileceği paranın miktarı belirleyecektir.
İçeriğini belirlerken, gerçekleştiremeyeceğiniz hedefler koyarak, kendi kendinizi başktan başarısızlığa mahkum etmemelisiniz. Siteniz, metne mi ağırlık verecek, grafiğe mi? Fotoğraflarınızı kamuoyuna göstermek ve gazete-dergi yayıncılarının ilgisini çekerek, pazarlamak için bir alan yapıyorsanız, her bir fotoğrafın, on sayfa yazı kadar yer tutacağını hesaba katmalısınız.
Web sitenizin kapasitesine ilişkin tahmin hesapları yaparken, mutlaka ama mutlaka gerçekçi bir cevap bulmanız gereken soru kaç ziyaretçi beklediğinizdir. Bir fotoğrafçının kişisel Web alanı günde 10 kişi tarafından ziyardet edilirse, bu iyi bir oran sayılabilir. Buna karşılık bir gazete, dergi, radyo veya televizyon istasyonunun halka ilişkiler, promosyon ve haberlerinin daha güncel sunma çabasıyla kurduğu Web sitesine günde 3 bin ziyaretçi gelirse, bu çok düşük bir rakam sayılabilir. Bu soruyu cevaplarken, aynı anda kaç ziyaretçi beklediğinizi de belirlemeye çalışmalısınız. Yüksek bir toplam ziyaretçi rakamının sisteminize yükü başka olacaktır, aynı anda sitenize gelecek ziyaretçi sayısının yüksekliğinin etkisi başka olacaktır. Web alanlarını sınıflandıranlar, genellikle üç gruba ayırırlar: Düşük trafik alanları, aynı anda 5 veya daha az ziyaretçinin uğradığı sitelerdir. Bu rakam 20'e çıkarsa, site orta trafik tlanı sayılır. Anda gelen gelen ziyaretçi sayısı 20'yi aşınca, bu siteyi yüksek trafik alanı saymak gerekir.
Ziyaretçiler Web sitenizde ne gibi işler yapacaklar? Alanınıza, on-line, yani ziyaretçi size bağlı iken, oynanabilecek oyunlar koyacak mısınız? Bu çok, ama pek çok bellek gerektirir. Ziyaretçileriniz Web sitenizde bir form dolduracaklar mı? Bu, Web Server programınıza program çalıştırma yeteneği kazandırmanızı gerektirecektir. Sayfalarınızda ziyaretçinin bilgisayarındaki browser programın türüne göre ve sitenizde iken yaptığı bazı tercihlere göre değişen, yani dinamik bir içerik mi sunacaksınız? Web Server programınızın bayağı ileri düzeyde olması gerekir. İleri düzeyde Windows programlarının ise daima daha fazla bellek ve sabit disk alanı istediğini hep biliyoruz.
Kapasite planlamasında üçüncü grup ögeler ise gelecekle ilgili tahminleriniz olacaktır. Web alanınızın gerçek genişlemesini, duyulmasını ve ziyaretçi sayısının artmasını istiyor ve bekliyor musunuz? Ticarete yönelik bir site oluşturan kişinin en büyük arzusu, adının duyulmasıdır. Hergün daha çok kişinin alanınıza gelmesi, başlıca amacınız olduğuna göre, sisteminizin genişlemeye müsait olması şart. Fakat fotoğrafçı arkadaşımızın örneğine dönersek, onun böyle bir amacı olmadığını kolayca görebiliriz. Dünyadaki bütün fotoğraf alıcısı yayın editörleri sözleşip aynı anda dostumuzun web sitesini ziyarete gelmeyeceklerine göre, bu alanın düşük trafik alanı olarak kalacağını varsayması yerinde olur.
Bilgisayar
Kapasite planını yaptığınız zaman karşınıza çıkan tablo, genel hatlarıyla üç gruptan birisine girebilir:
1. Düşük trafik, az ziyaretçi ve ziyaretçilerin Server'da ek program kullanmayacakları alanlar
2. Orta trafik, orta ziyaretçi ve ziyaretçilerin bir ya da iki form doldurmaktan başka bir şey yapmayacakları alanlar.
3. Yüksek trafik, çok ziyaretçi ve ziyaretçilerin aynı anda bir çok program çalıştıracakları alanlar.
Şu anda planladığınız siteyi bu alanlardan hangisine koyarsanız koyun, daima biraz büyümeye müsait tercihler yapmanız gerekir. Ayrıca, ziyaretçi bakımından sınırlı bir Web sitesi, içerik bakımından orta büyüklükte bir alandan daha çok sabit disk gerektirebilir. Örneğin bizim fotoğrafçı dostumuz, çok az ziyaretçi beklediği ve ziyaretçilerine sadece bir sipariş formu doldurtacağı halde, eğer bütün fotoğraf arşivini ziyaretçilerine açmayı planlıyorsa, çok ama çok geniş sabit disk alanına ihtiyacı olacak demektir. Buna karşılık bilgisayar oyunları satan bir firmanın Internet sayfasında, fotoğrafçıya oranla daha az yer kaplayan malzeme bulunacak, buna karşılık ziyaretçilerinin oyunları sınamasını istiyorsa, sistemine çok bellek koymak zorunda olacaktır.
Bu nedenle, donanım tavsiyelerimizi, sadece fikir edinmek için gözönünde tutmanız gerekir.
Servisler Düşük trafik Orta trafik Yüksek trafik
WWW 166MHz/32MB/1GB 200MHz/32MB/1GB 233MHz/48MB/2GB
FTP 166MHz/32MB/1GB 166MHz/32MB/1GB 166MHz/48MB/2GB
E-Posta 133MHz/48MB/1GB 133MHz/48MB/1GB 166MHz/64MB/2GB
4 Servis 133MHz/48MB/2GB 166MHz/64MB/2GB 300+MHz/124MB/3GB
Bu listenin sadece yolgösterici olduğunu, donanım fiyatlarının nerede ise her gün düştüğünü gözönüne alırsak, donanım seçerken mümkün olduğu kadar imkanınınızı daha büyük, daha geniş ve daha hızlı donanım yönünde zorlamanız kolaylaşıyor. Bu listeye göre, ziyaretçilerine dosya aktarma imkanı tanımayacak (FTP server kurmayacak), elektronik posta imkanı vermeyecek ve sadece Web hizmetiyle yetinecek bir alanın 166 MHz işlemci ile bu işi idare etmesi mümkündür. Aynı işi 66 MHz hızında bir Intel 486 CPU bilgisayar ile de yapmak mümkün. Ama bu iş için yeni bir donanım almaya kalkıyorsanız, kesinlikle paranızın elverdiği en gelişmiş donanımı almalısınız.
Yine bu liste size, herbiri 400 MHz hızında iki CPU'su olan, belleği 124 MB'ın üzerinde, 10 Gigabyte sabit diski olan bir bilgisayara ihtiyacınız olmadığnını da gösteriyor. Bu tür sür'at ile işlem ve kayıt ortamı edinmek için harcayacağınız yatırım parasını, aslında modem hızını ve hat genişliğini arttırmaya harcamakla daha kârlı çıkabilirsiniz. Sabit diski ya da belleği yetmeyen bir bilgisayara bunların hepsi her zaman eklenebilir. Ama belirli bir hızda kablo için anlaşma yaptığınız zaman kablonun hızını anlaşma süresince arttırmak o kadar kolay olmayabilir. (Kiralık hat veren firmalar, anlaşmaya erken fesih halinde tazminat hükmü koymuş olabilirler; ama çoğu kapasite artırımı maksadıyla anlaşmayı yenilemeyi kabul ederler.)
Donanım bahsinde genel ilkeler arasında mutlaka sayılması gereken bir husus, sabit disklerinizin mutlaka yedeklenmesi gereğidir. Bir Web Server'ın çökmesi ve bu sırada bir çok veri ve program dosyasının kullanılamaz hale gelmesi, Web'in yeniden kurulması zorunluğunun ortaya çıkması, artık sadece bir zorluk olmaktan çıktı. Böyle bir durum, firmanın iş kaybına da neden olabilir. Web Server programının çalıştığı ve Internet kablonuzun bağlı olduğu bilgisayarın çökmesi, sipariş alma ve verme imkanının kaybına, bilgi ulaşımında aksamaya, ve dolayısıyla para kaybına neden olacaktır. Buna ek olarak Web Server'ın onarılması ve yeniden kurulması için ayıracağınız zaman ve belki de ücret ödeyerek edinmek zorunda kalacağınız servisi de hesaba katmalısınız. Başlangıçta iyi bir yedekleme sistemine yapılacak yatırım, ilerde sizi bu tür masraflardan ve gelir kayıplarından kurtaracaktır. Günümüzde bilgisayar sistemlerinin çökmesinde birinci sebep, sabit disk arızasıdır. Hemen hiç bir parçası hareketli olmayan bilgisayarın içindeki tek hareketli bölüm olan sabit diskler, bunun sonucu olarak, kimi zaman sistemin tümüne ayak uyduramazlar. Bilgisayar sistemlerinin çökmesinde ikinci en büyük sebep, yazılımlardaki hatalardır.
Internet işinizin bir parçası olacaksa, sisteminizin hata toleransını yükseltmek zorundasınız. "Hata toleransı" bir sistemin hayatî birimlerinin yedeklenmesi ile yükseltilebilir. Web sisteminin durduğu bilgisayardaki bütün yazılım sistemi ve ayarlar ile verilerin Disk Yansıtma Sistemi (Disk mirroring) ile yedeklenmesi gerekir. Bu yöntem, muhtemelen şu anda sabit diskinizi yedeklemekte kullandığınız teybe veya Zip disklere kopya almaktan farklı bir yöntemtir. Sistemin esası, bilgisayarın içinde en az iki sabit bulunması ve bu disklerin birbirinin aynı olmasını sağlamaktan ibarettir. Bu amaçla geliştirilmiş programlar, bir sabit diskteki girdi/çıktı hareketini aynen diğer diske yansıtırlar. Bir anlamda, bilgisayarınızda her an birbirinin aynı iki sabit disk olur, fakat CPU bunlardan sadece birini gerçek kayıt ortamı olarak kabul eder. Sistem, sabit disk arızası nedeniyle çöktüğü anda, çoğu zaman sistem operatörünün müdahalesine bile lüzum kalmadan, Disk Yansıtma programı devreye girerek, yedek sabit diski ana sabit disk yapacak ve o anda Web alanınızda bulunan ziyaretçilerin bile ruhu duymadan, sistem hiçbirşey olmamış gibi, hizmete devam edecektir. Disk Yansıtma, Microsoft Windows NT Server işletme programının aslî parçalarından biridir; ayrıca para vererek yeni bir yazılım almaya bile gerek yoktur.

Windows NT'nin Disk Yönetmemin (Disk Administrator) programı, diskleriniz arasında Yansıtma sistemi oluşturmanız, iki ya da üç tıklama ile yapılabilecek kolaylıktadır.
Bu kolaylığa aldanıp, bugüne kadar yapageldiğiniz, disk yedekleme işleminden asla vaz geçmemeniz gerekir. Tam tersine, Yansıtma yoluyla oluşturduğunuz ikinci sabit disk devreye girdikten sonra, muhtemelen Server'ı düzenli bir şekilde kapatıp, sür'atle birinci sabit diski eski şekline getirmeniz gerekir. Yansıtma Takımı'nın bir diskini diğerine aynen kopya edebilirsiniz; ama bu bilgisayarın çökmesine sebep olan arıza her ne ise, onu yeniden ana sabit diske yeniden aktarmak olabilir. Dolayısıyla, bir yerde mutlaka bilgisayar sisteminin en mükemmel durumda iken çıkartılmış bir teyp veya Zip disk yedeği olmalıdır. (Büyük bir ihtimalle 100 MB'lık Zip disk, bir Web Server sistemini yedeklemeye yetecektir. Ancak en azından birinci sabit disk veya boot partisyonu genişliğinde bir teyp yedekleme sistemi, her zaman için daha garantili bir önlem olur.
Bağlantı
Büyük bir ihtimalle şu anda Internet'e modemle bağlanma imkanınız var! Aramızda talihli olanlar normal telefon bağlantısı yerine ISDN veya kiralık hat kullanıyor olabilir. Kullanıcı olarak yararlandığınız bütün bağlantı türleri, Web Sitesi sahibi olarak Internet'te hizmet vermenize de yarar. Burada dikkat edeceğiniz husus, "Yeter" değil, "Yarar" demiş olmamızdır.
Bağlantının hızı, sitenizin çok ziyaretçi çeken bir site olmasını veya olmamasını tayin edecektir. Günümüzde hiç kimsenin, "Web alanı bulundu; cevap bekleniyor!" mesajını seyretmeye tahammülü yok. Ünlü Web ustaları, sizin bağlantınızın tıklanmasından sayfanızın ziyaretçinini bilgisayar ekranını domdurması arasında en fazla 20 saniye geçmesi gerektiğini söylüyorlar.
Saniyede 36 Kilobit bilgi aktaran bir bağlantı ile 20 saniyede 720 bin bit'lik bilgi aktarabilirsiniz. Bu ise HTML sayfalarının içeriği gözönüne alınırsa, küçük bir başlık grafiği ve 50 kelimeden az bir paragraf yazı demektir. Boş yere bağlantı hızı arttıkta, fiyatı da artmıyor!
Seçeceğiniz bağlantı, bilgisayarınıza ekleyeceğiniz bağlantı donanımının türünü ve niteliğini belirleyecektir. Hiç şüphesiz, bağlantı donanımı türünü belirlediğiniz anda, bu tür cihazlardan hangi marka ve modellerin sizin bilgisayarınıza ve Windows NT işletme sistemine uyumlu olduğunu araştırmak zorundasınız. Bunun için şimdiden Microsoft firmasının Internet alanından Windows NT Server Donanım Uyum Listesi (HCL, Harware Compatibility List)) denen belgeyi alarak, bir yanınızda bulundurun. Bu listede olmayan bir cihazı satın almak, kendi paranızla başınıza dert almak demektir.
Modem
Internet'e modemle bağlantı, en ucuz bağlantı türüdür. Standart telefon teli ile evinize veya işyerinize gelen telefon bağlantısının sağladığı analog sinyali modüle ederek ve modülasyonu çözerek (cihazın adı olan modem kelimesi M



Date: 24 March 2007, Saturday
Comments (0) | Add Comment


Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:

Sponsor


Latest Entries

HEP ROCK
web site kurulumu

Search